KADINLARIN ŞAHİTLİĞİ
Kuran’la ilgili gelenekçilerin çarpıttığı konulardan biri de kadının
şahitliği konusudur. Kuran kadın ile erkeğin şahitliğini bir tutar,
hiçbir yerde bir erkeğin şahitliği iki kadına eşittir diye geçmez.
Örneğin, zinanın tespitinde 4 şahit gerekir ve Kuran’da bu şahitler 4
kadın veya 2 erkek, 4 erkek veya 8 kadın gibi ifadeler kullanılmadan 4
şahit diye belirtilir. Yani herhangi 4 şahit işlevi görür, kadın erkek
ayrımı yapılmaz. İstisnai, yanlış anlaşılan konu ise Bakara suresi 282.
ayette, vadeli borçlanmalarla ilgili konuda geçer. Bu ayette borçların
yazılması ve yazıcı ile şahitlerin bu görevden kaçmamaları geçer.
Ayrıca ayetin sonunda yazıcıya ve şahitlere zarar verilmemesi gerektiği
geçer. Görüldüğü gibi maddi menfaatlerin söz konusu olduğu bu konuda
şahitlik insanların kaçındığı bir görevdir. Allah da bu kaçınılan
görevi erkeklere yükleyip, iki erkek şahit bulunmasını söyler. Dikkat
edin ayette iki erkek veya dört kadın şahit bulun diye geçmez, direkt
iki erkek şahit bulunulması geçer. Böylece ticaretle daha az uğraşan ve
baskılara karşı daha hassas olan kadın bu kaçınılan vazifeden korunur.
Eğer iki erkek bulunamaz ve bir erkek bulunursa o zaman bir erkek ve
iki kadın bulunması gerekir. Böylece hem şahit sorunu çözülür, hem
olumsuz bir durumun ortaya çıkışı ihtimalinde bir erkekle bir kadının
karşı karşıya kalması önlenip kadın korunur. Ortaya borcun miktarı
konusunda bir yanlış anlama çıktığını düşünelim. İki şahidin farklı
şahitliği durumunda kadın, erkekle karşı karşıya kalacak ve iki
taraftan birinin yalancı olduğunun kesin olduğu bir ortamda yoğun stres
ve baskı altında kalacaktır. Oysa bir erkek, iki kadın şahitle şahit
sayısı üçe çıkacağı ve böylece mesuliyet dağılacağı için şahitlikteki
stres azalacak ve baskı yapmak isteyen art niyetli kimselerin bu sefer
iki kişiden birini değil, üç kişiden ikisini kandırmaları gerektiği
için işleri zorlaşacaktır. Kadınların baskılardan korunmasını sağlayan
bu uygulamayı anlamayanlar; kadını baskılardan koruyup, kaçınıldığı
belirtilen bir mesuliyeti erkeğe yükleyen bu ayeti anlamayarak, bir
erkeğin şahitliği iki kadının şahitliğine eşittir diyerek Kuran’ı
çarpıtmışlar ve evvelki uydurma izahlarından kaynaklanan bakış
açılarını bu alana da sokmuşlardır. Oysa bu ayet dışında Kuran’da geçen
diğer şahitliklerde kadın, erkek ayrımı yoktur. Eğer böyle bir ayrım
olsa Allah bunu ya her şahitlikle ilgili ayette belirtir, ya da bir
erkeğin şahitliği iki kadının şahitliğine eşittir diye genel bir hüküm
koyardı. Böyle bir hükmün olmaması böyle bir durumun da olmadığını
gösterir. Ticaretle tarihin her döneminde daha az alakalı olan kadın,
ticaretle alakasının azlığı veya baskıya uğraması sonucu doğru
şahitlikten saparsa diğer kadının hatırlatması sonucu bu zorluğu
aşabilir ve mesuliyeti paylaşıp mesuliyetini azaltır. Ayette “Yazana
da, şahitlik edene de zarar vermeyin. Yapacak olursanız doğru yoldan
sapmış olursunuz.” şeklindeki ifadeyi şahide ve yazıcıya yapılan
baskıyı ve bu bağlamda ayetin mantığını anlamak için gözönünde
bulundurmamız gerekmektedir.

Yorum yap