| | Create free blog ( Türkçe , Русский , Deutsch , Español )

Türkiyenin En Bilgi Verici Dini Sitesine hosgeldiniz,Dini Bilgiler ,dini makaleler // namazvebiz.bloggum.com

Dini konu ve ilahiler dini videolar ibretlik görüntüler,din,fıkıh,hadis,ibadet,ibretlik olaylar,ilmihal,islam,islam kent,islami site,islami sohbet,islamiyet,kuran,namaz,oruc,oruç,sünnet,tefsir,zekat

Yazılar arşiv 11.2008 Diğer girdiler 2008-11 resimler , videolar
 

Dna’yı çözerken Allahı buldu

DNA şifresini çözen bilim adamı 30 yıldır ateistti. Artık Allah’a inanıyor. Onu imana getirense bakın ne oldu?

Dünyanın en büyük genetik uzmanlarından biri olarak gösterilen ve sekiz yıl önce çalışma arkadaşı Craig Venter?le birlikte insan DNA?sının şifresini çözerek büyük şöhret yakalayan Dr. Francis Collins, ?imana geldi.?

Venter, bilim dünyasında büyük ses getiren buluşlarının ardından çalışmalarını ilerleterek, laboratuvarda ?yapay canlı? üretmeye çalışırken, Collins ise yeni kitabıyla bilim ve din arasında yeni bir tartışma yaratacak gibi gözüküyor.

Eylül?de piyasaya çıkaracağı ?Tanrı?nın Dili? adlı kitabıyla ilgili İngiliz The Times gazetesine konuşan 56 yaşındaki Collins, 30 yıl öncesine kadar ateist olduğunu ancak artık Tanrı?ya inandığını söyleyerek, ?Tanrı?nın var olduğuna dair rasyonel bir temel var ve bilimsel gelişmeler insanı Tanrı?ya daha da yaklaştırıyor? dedi.

Amerikalı bilim adamı artık mucizelere ve meleklere inandığını belirterek, ?Laboratuvarda çalışırken Tanrı?yı hissettim. Kesinlikle bizden daha büyük bir güç var ve ben ona inanıyorum. DNA?nın şifresini çözmek beni Tanrı?ya biraz daha yakınlaştırdı. Hastalıktan kırılan insanlar gördüm. Bilim onlardan umudunu kesmişti. Ama mucizevi olarak hayata döndüklerini gördüm. Bu da Tanrı?nın işidir? diye konuştu.

İnsan genini çözmenin de kendisine Tanrı?nın eserini görme fırsatı verdiğini söyleyen Collins, ?Önemli bir buluş yaptığınızda o bilimsel coşku anını yaşarsınız, çünkü onu araştırmış ve keşfetmişsinizdir. Keşfettiğim şey öyle bir şeydi ki, bu bilgiye daha önce hiçbir insan sahip olamamıştı. Fakat Tanrı onu her zaman biliyordu? dedi.

TARİHE GEÇTİLER

İnsan vücudunun genetik kodları olan DNA?nın şifresini çözen iki bilim adamı, bu çalışmalarıyla bilim tarihine geçmişlerdi. DNA?nın dizilimi ve kodlarının çözülmesi dönemin ABD Başkanı Bill Clinton ve İngiltere Başbakanı Tony Blair?in eş zamanlı açıklamalarıyla dünyaya duyurulmuştu.

 
 
 

Veda Hutbesi

peygamber efendimizin insan oğluna son nasihatları veda hutbesi

 Dinlemek İçin;http://s1.sharetor.com/tr/play/31026048e93

İndirmek İçin;

http://s1.sharetor.com/tr/down/31026048e93

Etiketler :veda hutbesi
,.
20 Kasım 2008
19:09
Yorumlar :0
0 fav
 
 
 
 

Adem Pala - Kervan 06.02.2008

01 Adem Pala - Kervan (5:29)
02 Adem Pala - Gelecegim (4:45)
03 Adem Pala - Gulsehri (3:10)
04 Adem Pala - Gidelim Medineye (4:25)
05 Adem Pala - Gonlum Sendedir Allah (3:49)
06 Adem Pala - Ben Bu Meclislerde (7:03)
07 Adem Pala - Anam (4:08)
08 Adem Pala - Efendim (3:43)
09 Adem Pala - Sefaat Ya Resulallah (6:24)

Format: 128Kbps MP3
Dosya Boyutu: 41.7MB 

http://rapidshare.com/files/89499577/AdemPala-Kervan.rar

Etiketler :adem pala - kervan 06.02.2008
,.
20 Kasım 2008
19:09
Yorumlar :0
0 fav
 
 
 
 
 
 

Abdurrahman Önül Elveda

Abdurrahman Önül - Elveda - 01 - Gözüne Yazik ( Elveda )
Abdurrahman Önül - Elveda - 02 - Ya Muhammed S.A.V Neyledi
Abdurrahman Önül - Elveda - 03 - Sira Sanada Gelecek
Abdurrahman Önül - Elveda - 04 - Tüter Gözümde Medine
Abdurrahman Önül - Elveda - 05 - Ben Ilimden Ayrilmisim
Abdurrahman Önül - Elveda - 06 - Ciktik Kabe Yoluna
Abdurrahman Önül - Elveda - 07 - Yakti
Abdurrahman Önül - Elveda - 08 - Gelenler Var

İNDİR DİNLE

Etiketler :abdurrahman önül elveda
,.
20 Kasım 2008
19:08
Yorumlar :0
0 fav
 
 
 
 
 
 

Abdurrahman Önül - Allah De Döne Döne 2008

1. Abdurrahman Önül - Allah De Döne Döne - Adı Güzel Kendi Güzel Muhammed (5:03)
2. Abdurrahman Önül - Allah De Döne Döne - Allah De Döne Döne (3:40)
3. Abdurrahman Önül - Allah De Döne Döne - Başım Dönüyor (3:49)
4. Abdurrahman Önül - Allah De Döne Döne - Ben Yine İllallah Derim (4:36)
5. Abdurrahman Önül - Allah De Döne Döne - Can Medine (4:14)
6. Abdurrahman Önül - Allah De Döne Döne - Canım Anam (3:20)
7. Abdurrahman Önül - Allah De Döne Döne - Gönülden Diyelim ALLAH (4:31)
8. Abdurrahman Önül - Allah De Döne Döne - Hz.Ali Gibi (4:27)
9. Abdurrahman Önül - Allah De Döne Döne - Mestane (3:50)
10. Abdurrahman Önül - Allah De Döne Döne - Sultanım (4:15)

indir: http://www.file-upload.net/download-689564/Abdurrahman?n-l?Allah-De-D-ne-D-ne-2?8-by_mehmedim.rar.html

 
 
 

DNA, Allah’ın Kanıtları ve Ateist İman

NEW YORK - Bu siteye yorum ekleyen bazı okurlar, bilim yoluyla Allah’ın varlığına dair kanıtlar bulmanın “Ortaçağ zihniyeti” olduğunu ileri süredursunlar, modern bilimin merkezinde yer alan bazı insanlardan tam aksi yönde mesajlar geliyor. İngiliz The Sunday Times gazetesinde yer alan “Genomu Çözen Adam, Tanrı’yı Buldum Diyor” başlıklı haberde sözü edilen Francis Collins gibi.

Francis CollinsFrancis Collins, sonuçları 2001 yılında açıklanan ünlü İnsan Genomu Projesi’ni yürüten ABD Ulusal İnsan Genomu Araştırma Enstitüsü’nün başkanı. Bu enstitüde görevli üst düzey bilim adamlarından biri olan Gene Myers, 2001 yılında yaptığı bir açıklama ile DNA’da “muazzam bir bilgi bulunduğunu” ve bu bilgi bankasının “tasarlanmış” olduğunu düşündüğünü söylemiş, bu açıklama medyaya “bilim adamı DNA’da Yaratıcı’yı görüyor” gibi başlıklarla yansımıştı. Şimdi, Francis Collins de aynı şeyi söylüyor.

 

Sadece söylemekle kalmıyor, bu konuda bir kitap yazıyormuş, The Sunday Times‘ın haberine göre. The Language of God (Tanrı’nın Dili) adlı kitabı, önümüzdeki Eylül ayında yayınlanacakmış. Anlattığına göre, DNA’yı incelemek, bilim-din çatışması yönündeki klişeleri desteklemek bir yana, “Tanrı’nın eserlerine bakabilme” şansı vermiş Collins’e. Bakış açısını şöyle özetliyormuş:

Bilimsel bir keşif yaptığınızda, bu bilim adına heyecanlı bir andır, çünkü uzun zamandır bunu aramaktasınızdır ve nihayet bulmuşsunuzdur. Ama aynı zamanda benim Yaratıcı’ya yakınlık hissettiğim bir andır bu, çünkü o ana kadar sadece Tanrı’nın bildiği fakat hiç bir insanın haberdar olmadığı bir şeyi kavradığımı hissederim.

Collins, DNA’daki genetik bilgi hakkında ise şu yorumu yapmış:

İnsanoğlu hakkındaki tüm bilgileri ve sırları taşıyan bu 3.1 milyar harflik talimatname kitabı karşınıza çıktığında, bunu sayfa sayfa incelemeye başladığınızda, hayranlık duygusuna kapılmamak elde değil. Bu sayfalara baktığımda, bunların bana Tanrı’nın zihni hakkında bir ipucu verdiğini düşünmekten kendimi alamıyorum.

Bazı okurlar, Collins’in bu açıklamalarına, “dindar insanlar her şeye din gözüyle bakıyor, o yüzden böyle subjektif yorumlar yapıyorlar” diye dudak bükebilirler. Ama Collins’in hikayesi hiç de öyle durmuyor. Ünlü bilim adamı, 27 yaşına dek bir ateist olarak yaşamış. Ateizmden vazgeçmesini sağlayan süreç, bazı hastalarının din sayesinde büyük manevi güç kazandıklarını fark etmesiyle başlamış. Daha sonra ünlü Hıristiyan düşünür C. S. Lewis’in Tanrı’nın varlığı ile ilgili rasyonel argümanlarını incelemiş ve bunlardan etkilenmiş. Görünen o ki, Collins, doğayı inceledikçe Allah’ın varlığına daha çok kanaat getirmiş; DNA’da bulduğu “muzzam bilgi” ise anlaşılan bu konuda onu kesin olarak ikna etmiş.

Kısacası inançtan yola çıkıp realiteyi tarif etmemiş ? ki ateistler dindarların böyle düşündüğünü iddia ederler ? realiteden yola çıkıp inanca varmış.

Bu noktada denebilir ki, madem realite insanı Allah’ı tanımaya götürüyor, niçin pek çok realist insan hala ateist?

Cevap, “ateist iman”da gizli. Şu günlerde Amerika’daki kitapçılara sıkça uğruyorum; “bestseller” listesinde muhafazakar yazar Ann Coulter’ın Godless: The Church of Liberalism adlı kitabı en üstte yer alıyor. Coulter, bu kitapta, “liberalizm”in ? bunu Türkçe’ye “sekülerizm” diye tercüme edebiliriz, liberal kelimesinin bizdeki ve Amerika’daki anlamları farklı ? kendi içinde bir din olduğunu ve mensuplarının buna bağnazca inandığını anlatıyor. Bu dinin merkezinde de seküleristlerin “yaratılış hikayesi” olan Darwinizm yer alıyor. Coulter, Darwinistlerin teorilerine ne denli koyu bir inançla bağlı olduklarına dair pek çok örnek veriyor.

Darwinian Fairytales: Selfish Genes, Errors of Heredity and Other Fables of EvolutionAmerika’da yakın zaman önce yayınlanan bir diğer kayda değer eser ise, Avustralyalı felsefeci David Stove’un Darwinian Fairytales (Darwinist Masallar) adlı kitabı. Stove, bir yaratılışçı değil, “akıllı tasarımcı” da değil. Sadece objektif bir biçimde Darwinizm’i eleştiriyor ve bu teorinin yaşamın ve türlerin kökenine getirdiği açıklamaların çoğu kez “masal”dan öteye gitmediğini gayet çarpıcı bir şekilde gösteriyor.

Kısacası ateizm ve ona dayanak sağlayan “bilimsel” teoriler, aslında inanca, hem de oldukça koyu bir inanca dayanıyor. İnanç, kuşkusuz teizm (Allah’ı kabul etmek) için de gerekli. Ama ateizm için gereken inancın dozu, teizm için gerekenden çok daha fazla. Norman L. Geisler’ın I Don’t Have Enough Faith to Be an Atheist (Ateist Olmaya Yetecek Kadar İnancım Yok) başlıklı önemli kitabında açıklandığı gibi

 
 
 

Kuran ve Ehl-i Beyt. 22

ALEVİ: (ALEVİYYE)

Aleviler dünyanın bir çok ülkelerin çeşitli medeniyet ve kültürlerde yaşam biçimlerde yaşayiş külürlerine sürdürmekteler. Yaşayiş yaşantı kural ve kanunları İslam sentezisi içinde (Câfer’idirler.) Onun içinde İmam Ali ( a.s. ) anlatırken Hz.Peygamber’in, Hz. Ali’nin soyunu ve Alevi kimliğini ele almamız lazım gelecek.Yine Ehli sünnet velcemaat kaynaklarından ve İslam ansiklopedilerinden ve daha değişik kaynaklardan belgeler getireceğiz.

ALEVİYE :

Hz.Ali’ye nisbet edilen bir tarikat.

Süfilere göre Hz.Peygamber ilk dört halifeye değişik usullerle zikir telkinin de bulunduğu için her birine birer tarikat nisbet edilmiştir. ( Bir sefer bu konu ile ilgili gerçekle her hangi bir bağlantısı yoktur. Bunu ilerde kanıtliyacağız. Dört halife hakkında gerçek değil dir. Hiç bir zamanda gerçek olmamiştır. Ayreten bu konuyu detaylığıyla işleyeceğiz,ve duracağiz ). Daha sonra ortaya çıkan tarikatlar bu usullere göre zikirlerine yön ve şekil vermişlerdir. ( Hz. Peygamber’e sorulduğunda sizin vefatınızdan sonra Ümmetin durumu ne olacak; Hz. Peygamber ( s.a.v. ) kendilerine hitaben şöyle buyurmuşlardır.Benim ümmetin yetmiş üç fırkaya bölünecek bunların içinde sadece bir firkası bana ulaşacak. Bu fırkada İmam Ali a.s. dir. diye buyurmuştur. Tarikatlar ve mezhepler hakında Resulullah’ın hadislerinden herhangi bir belge yoktur. ) Tasavvuf tarihinde Sıdıkkıyye, Ömeri’yeye, Osmaniy’ye ve Aleviy’ye adı verilen tarihkatlardan önem kazanmiştır, genellikle hafi zikri esas alan tarikatların Hz.Ebu Bekire cehri zikri ( bk.Zikir ) benimseyenlerin ise Hz.Ali’ye mensupolduklarına inanılmiştır.

Tekrarlamak gerekirse zikir elinin Hz.Ali ile herhangi bir bağlantıları yoktur ve öyle bir bağlantıda bulunmamıştır.İmam Ali’nin hukuk ilmi felsefi,tarih , astromomi işleriyle uğraşirken kendilerine böyle çirkin şeyler mal edilmiştır. Emevilerin arap milliyetçileri oldukları aklı selim her kes tarafından bilinmektedir. Ömer b.Hatab tarafından İslam yönetmenliğine getirilen Maviye, arap milliyetçiliğini tekrar canlandırması için babaları olan Ebu Süfyan’nın taktiklarini tekrar yönetmenliğe geçirmiştir.Ali ve Ali evlatlarına mimberlerde küfür ettirmiş ve arap milliyetçiliğini tekrar canlandirmiştir.Ayreten bu konular tekrar tekrar işlenecek islami alem bunları nefretle öğrenecektir.Arap milliyetçiliğine karşılık Hz.Ali ve Aleviyye milletçiliği meydana getirmek istemiştır.Bunlar İslam sentezisi için kendi başlarına bir ekol,dur.Bu ekol,ları işleme zamanları geldiği zaman detaylığıyla ele alınacak ve işleme konunalcaktır.

Hz.Ali ve soyunun yer aldığı tarikat silsilelerine “Silsilstü’z- zeheb”(altın halka)adı verilmektedir. Bu tür silsilerde şu isimler yer alır:Hz.Ali Hz. Hüseyin, Zeynelâbidin,Muhammed Bâkır,Câfer es-Sâdık,Musâ el-Kâzım,Ali er-Rızâ, Mârüf-i Kerhi,Seri es- Sakati, Cüneyd-i Bağdâdi,Ebu Ali er-Rüzbâri, Ebü Ali el-Kâtib,Ebü Osman el-Mâğribi, Ebü’l- Kâsım el-Gürgâni,Ebü Ali el- Fârmendi,Yüsuf-i.Bu silside yer alan ilk yedi şahıs, isnâaşeri ve Câ’fer Şiiler’inin de kabulettikleri on iki imamın ilk yedisidır.

(Bir sefer bu belgeler insanlık bağlantısı ile hiç bir gerçek yanı bulunmiyan bir yalan zinciridir.Bu hem Kurân’a, hemde Hz.Muhammed’e büyük bir iftiradır. On iki imam,lar kimlerin oldukları bir zât Hz.Muhammed tarafında söylenmiştır ki onlarıda belgeleriyle sergiliyeceğiz.Bir sefer Hz.Peygamber on iki imam hakkında tam olarak 6207 hadisi şerif nakl etmiştır.Bu hadisleride künye belgeleriyle vereceğizki bir ibret olsun. Haririzâde,Haddâdiyye ve Ayderüssiyye tarikatlarını Aleviyye’nin kolları olarak zikeder(bk. Tibyan,1,vr.31a) Bunlardan Abbâdiyye Abdullah b. Muhammed el-Abbâd’a (ölümü bilinmemektedir.) Haddâdiyye Abullah b. Alevi el-Haddâd’a ( ölümü 1132/1720. ) Ayderüsiyye Abdullah b . Ebu Bekir el-Ayderüs’a ( ölümü 914/1508 ) nisbetedilir. Reşahât Tercümesi,s.13-14; Zebidi,ikd,s.116; a.mlf., ithâfü’l-aşfiyâ, s.221;Harizizâde Tibyan,1.vr 23a-32b-274b-275b-290a;Tomar-Melâmilik,s.23;Tomar-Kadiriyye, s.10;Tomar-Halvetiyye, s.2;Mehmet Ali Avni,Tasavvuf Tarihi, İstanbul 1341,s.199-200;Kâmil Mustafa eş-Şeybi,eş-sila beyne’t tasavvuf ve’t-teşşeyyu, Kahire 1969, s.438.
Ehil Olmadıkları Halde İmamlık İddiasında Bulunan

Kimseler, İmamları veya Bazısını İnkâr Edenler , Ehil

Olmayan Kimselerin İmamlığını Savunanlar İsbatı Konusu :

Çalışmalarımızın başında belirttiğimiz gibi ele alınan konuların belge ve kaynaklara dayandırarak yapılması sağlıklı olacağından şüphe duyulmamakla beraber insan felsefesi açısından da önemlidir. Bizde bu ilkeleri çiğnemeden belge ve kaynakların ön sırada oluşturlmasını bir görev bildik.

Alevilik kavramlarının oluşması ve İmamlarının kimliklerinin oluşması iki ayrı kavram olarak görmek zorundayız. Çünkü ikisi de kavram olarak aleviliği oluşturur. Açıkçası ikiside alevidirler. Sadece burda benimsenecek konunun Alevilerde 12 İmam’larının kimlerin olması gerekliliğinin olmasıdır. Her Alevinin ben İmamlık idasında bulunacağım demesi de hiç bir zaman olmamıştır. Tamin ederimki bundan sonra da bu gibi iddialarda bulunanlarda olmiyacaklardır.

Şimdi ise elimize İslam Ulemasında ön saflarını oluşturan ve Ehl-i Sünnet alimlerininde bu eserden faaiz alan ve kendi hak mezhepleri dedikleri imamlarınında öğretmeni olan ” İmam Cafer sadık ( a.s. )’ın Usul-u Kâfi ” kitabının 1 .nci cildinin 555 c. Sayfasındaki Alevilerle bağlantılı olan meselelerini konu edineceğiz.

Serve b. Kuleyb şöyle rivâyet etmiştir : Ebu Cafer ( Muhammed Bâkır aleyhisselâm )’a ” Kıyamet günü , Allah hakkında yalan söyleyenlerin yüzlerinin karardığını görürsün .” ( Zümer . 60 ) âyetinin anlamını sordum, buyurdular ki : ” Burada İmam olmadığı halde ” Ben İmam’ım diyen ” kimse kastedilmiştir.” Dedimki : ” İmamlık iddiasında bulunan kimse , Alevi olsa da mı ? ” ” Alevi olsa da ” buyurdu. Dedim ki : ” Yani Ali b. Ebu Talib ( a.s. )’ın soyundan olsa da mı ?” Öyle olsa da dediler. Bundan da anlaşılıyor ki sorulan sorulara ve verilen cevaplarının İmamet hakkında insanların kendilerince beğendikleri ve sevdikleri kimseleri imam olarak tayın edemezler. Eğer bunlar Alevi dahi olsalarda.

Fudayl , Ebu Abdullah ( İmam Cafer Sadık aleyisslâm )’dan şöyle rivayet etmişir : İmamete ehil olmadığı halde imamlık iddiasında bulunan kimse kâfirdir.

Hüseyin b. Muhtar şöyle rivayet etmiştir ki : Ebu Abdullah imam ( Cafer Sadık aleyisselâm )’a dedim ki : ” Sana kurban olayın . ” Kıyamet günü, Allah hakkında yalan söyleyenlerin yüzlerinin karardığını görürsün ” ( Sümer süresi : 60 . ) âyetiyle ne kastedilmiştir ? ” Buyurdular ki : ” İmam olmadığı halde imamlık iddiasında bulunan herkes kastedilmiştir.” Dedim ki : ” Fâtımî- Alevi ( Fâtıma Selamullahi aleyha’nın, Ali aleyhisselâm’ın soyundan gelenler. ) biri olsa da mı ? ” Fatımî ve Alevî olsa da evet buyurdular.

Tabii ki bu gibi konuların derinliklerine inilmesi gerekir inancını taşıdığımızı söylemeden geçmek olmaz söylerken zamanımızın kısıtlığından dolayıda bu konuyu fazla derinleştirmekte istemiyoruz.

İbni Ebu Ya’fur, Ebu Abdullah ( Cafer Sadık aleyhisselam )’dan şöyle rivayet etmiştir : İmamın şunları söylediğini duydum : ” Allah kıyamet günü , şu üç kişi ile konuşmaz, onları arındırmaz ve onlar için acıklı bir azab vardır. 1 ) Böyle bir yetkisi olmadığı halde imamlık iddiasında bulunan kimse . 2 ) Allah tarafından belirlenen imamı inkâr eden kimse . 3 ) Bu ikisinin İslam’da yerinin olduğuna inanan kimse. ” Bu gibi meselelerin genel kaynakları Hz. Muhammed ( s.a.v. )’ın hadislerinden kaynaklandığı bir gerçeğidir ki, Ehl-i Sünnet Ulemasında bazı mezhep Şeyhleri kendilerini imamlık makamında bulmamışlardır. Bunun dışındaki insanların veya da halifelik makamlarını temsil edenlerinse yerinin artık ne ve neresi olduğunu varın siz düşünün.

Velik b. Sabih şöyle rivâyet etmişlerdir : Ebu Abdullah İmam ( Cafer Sadık aleyhisselâm)’ın şöyle dediğini duydum : ” Bu imamet işini iddia eden kimse , gerçek imam değilse, Allah onun ömrünü keser. ” Ve yine aynı kaynaklardan başkaları rivayetlerini şöyle sürdürmektedirler .

Talha b. Zeyd , Ebu Abdullah ( İmam Cafer Sadık aleyhisselâm )’dan şöyle rivâyet etmiştir. ” Bir kimse , Allah tarafından imam tayin edilen bir kimseye, Allah tarafından imam tayin edilmeyen bir kimseyi imamlıkta ortak ederse , Allah’a gerçektende ortak koşmuş olur. Bunun adı da açıkçası şirk’tir.

Muhammed b. Müslim şöyle rivayet etmişlerdir : Ebu Abdullah ( İmam Cafer Sadık aleyhisselâm )’a dedim ki : Adamın biri bana şöyle dedi : ” Sen son imamı bil , ilk imamı bilmemenin sana bir zararı olmaz.” Bunun üzerine şöyle buyurdular : ” Allah o adama lânet etsin. Ben ona buğzediyorum ve onu tanımıyourm. İlk imamı tanımadan son imamı tanımadan mümkün olabilir mi ?. .” Burdan da anlaşılmaktadır ki Alevilerin bazılarında imamet hakkında veya kendilerini dedelik makamına yerleştirip Alevilere imamın kendileri olup veya Kur’an’da namaz ve oruç gibi şeylerin olmadığını söyleyenlerin hiçbir insana yakışmadığı gibi de Aleviliğede yakışmaz yaklaşımını vermektedirler.

İbni Müskan şöyle rivayet etmiştir : Şeyh ( şeyh’ten maksat burada İmam Kâzım, aleyhisselâm’dır ” şeyh ” niteliği İmam Sadık aleyhisselâm hakkında da kullanılmıştır : ancak İbn-i Müskan’ın İmam Sadık ( a.s. )’dan aktardığı hadıs sayısı bir kaç taneyi geçmez. Ve hatta bazılarına göre sadece bir hadis rivayet etmiştir. Şiâ ravileri bazen takiye uyarınca imamlardan ” şeyh veya dede ” diye gibi lakapları takarak itap etmişlerdir. ) İmamlar hakkında bir soru sordum. Buyurdular ki : ” Yaşayan imamlardan birini inkâr eden kimse , ölen imamları inkâr etmiş olur.”

Muhammed b. Mansur şöyle rivayet etmiştir : İmam Cafer Sadık aleyhisselâm’a ” Çirkin ir hayasızlık işledikleri zaman : Biz babalarımızı bunun üzerinde bulduk Allah bize bunu emretti .” De Ki : ” Allah çirkin hayasızlığı emretmez. Allah hakkın’da bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz ? “( A’raf . 28 ) âyetini sordum. Buyurdular ki : ” Herhangi bir kimsenin , Allah’ın zina yapmayı veya içki içmeyi yahut buna benzer bir haram işlemeyi emrettiğini iddia ettiğini gördün mü ? ” . ” Hayır “ dedim. Dedi ki : ” öyleyse Allah’ın kendilerine emrettiğini iddia ettikleri bu çirkin hayasızlıktan maksat nedir ‘ ” Allah ve velisi daha iyi bilir. ” dedim.

Buyurdu ki : ” Bu âyet , imameti gasp eden zorbalıkla önderliyle ilgilidir. ( Burda kast ettiği ilk üç halife ve Ehl-i Sünnet’in imamet iddiasında bulunanlar ve Alevilerde de dedelik postunda iddia edenleri olduğunu söylemek istemiştir. ), İnsanlar , Allah’ın bunlara uymayı emrettiğini iddia ederler ; ancak Allah böyle bir emir vermemiştir. İşte Allah, burada onların iddialarını reddediyor ve Allah hakkında yalan söylediklerini haber veriyor ve onların bu yaklaşımın çirkin, hayasızlık olarak isimlendiriyor.” Ve daha sonra :

Muhammed b. Mansur şöyle rivâyet etmiştir : Sâlih bir kul olan İmam ( Musa b. Cafer Sadık aleyhisselâm )’dan : ” De ki : Rabbim , çirkin hayasızlığın açığını da gizliliğini de haram kılmıştır ” ( A’raf , 33 ) âyetini sordum . Buyurdular ki : ” Kur’an’ın bir açık ( zâhiri )’ İ, bir de gizli ( bâtın )’ i vardır. Allah’ın Kur’an’da haram kıldığı şeylerin tümü açıktır. Bunlardan gizli olanı zorbalık imamlarıdır. Allah’ın kitapta helâl kıldığı şeylerin tamamı da açıktır. Bunlardan gizli olanı ise hak imamlarıdır. ”

Cabir şöyle rivâyet etmiştir : Ebu cafer ( Muhammed Bâkır aleyhisselâm)’a ” İnsanlardan kimi de Allah’ı bir yana bırakarak bir takım eşler edinirler. Onları, Allah’ı sever gibi severler . ” ( Bakara , süresi . 165 ) âyetini sordum. Buyurdu ki : Allah’a yemin olsun ki , burada kastedilen , falan ile falanın bağlıları , dostlardır. Bunlar , Allah’ın insanlara imam olarak belirlediği kişiyi, falanı ve falanı imam edindiler. Bu yüzden Allah şöyle buyurmuştur : ” Keşke zâlimler, azabı gördükleri zaman, bütün kuvvetin Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu önceden anlayabilselerdi. Uyanlar şöyle derler : Ah ! Keşke bir daha dünyaya geri gitmemiz münkün olsaydı da şimdi onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık. Böylece Allah onlara , işlerni , pişmanlık ve üzüntü kaynağı olarak gösterir ve onlar artık ateşten çıkamazlar . ” ( Bakara , 165 - 167 ) Ardından Ebu Cafer ( a.s. ) şöyle dedi : Onlar, Allah’a yemin ederim ki, ey Cabir zulüm imamları ve taraftarlarıdır. ”

İbni Ebu Ya’fur şöyle rivâyet etmiştir : Ebu Abdullah İmam ( Cafer Sadık aleyhisselâm )’ın şöyle dediğini duydum : ” Allah kıyamet günü şu üç kişinin yüzüne bakmaz, onları arındırmaz ve onlar için elem verici bir azap vardır. Kendisine böyle bir yetki verilmediği halde imamlık iddiasında bulunan kimse. Allah’ın tayın ettiği imamı inkâr eden kimse. Bu ikisinin İslâm’da yeri olduğunu ileri süren kimse . ”

GADİR-İ HUM KLİBİ

http://www.youtube.com/watch?v=o1Bgq-NzUWc

Canlar, bu klipte ?Gadir-i Hum? olayının resimlerle anlatımını, fon müziği eşliğinde kesintisiz olarak izleyebilirsiniz. (süre : 6dk.)

Gadir-i Hum bayramı (18 zilhicce) tüm ehlibeyt dostlarına kutlu olsun.

Allah (cc) bizlere hep ehlibeyt?in nurundan faydalanmayı nasip etsin.
Allah (cc) Onların şefaatinden bizleri mahrum bırakmasın.
Amin, velhamdülillahi rabbil alemin.

Gerçekten cennet ehl-i olmak ve Hz. Muhammed (s.a.v.) ve Ehl-i Beyt muhabetinden faydalanmak istiyorsanız cennet’e giden tek yol www. Kuranveehlibeyt.com

Etiketler :kuran ve ehl-i beyt. 22
,.
20 Kasım 2008
19:06
Yorumlar :0
0 fav
 
 
 
 

Evrim, Pandalar, Aptallık ve Cehalet

Hürriyet gazetesi köşe yazarı Ayşe Özek Karasu, “Pandanın Başparmağını Kim Yarattı?” başlıklı bugünkü yazısında, Akıllı Tasarım teorisine karşı mahkemede “bilirkişi” görüşü veren Darwinist biyolog Dr. Kevin Padian?ın “Akıllı Tasarım insanları aptal ve cahil yapar” sözünü aktarmış. Dahası, bu sözü çok da benimsemiş olacak ki, yazısına ara başlık yapmış.Elbette bir insan görüşlerini kabul etmediği insanları “aptal ve cahil” olmakla suçluyor ise, bunu inandırıcı kılacak kanıtlar göstermesi beklenir. Diğer türlü, sadece hakaret etmiş olur. Bu nedenle, Sayın Karasu’nun yazısına baktım ve kanıt aradım. Bulduğum şeyler, oldukça enteresandı.

 

Karasu’nun yazısının konusu, Percival Davis ve Dean H. Kenyon tarafından kaleme alınan “Pandalar ve İnsanlar” (Of Pandas and People) adlı ders kitabına Darwinistlerin getirdiği eleştirilerdi. Bu kitap bugünlerde çok tartışılıyor, çünkü ABD’nin Pennsylvania eyaletindeki evrim tartışmasının merkezinde yer alıyor. Tartışma, Dover bölgesindeki okullarda bu kitabın müfredata girmesi üzerine bir grup velinin “laiklik elden gidiyor” dürtüsüyle mahkemeye gitmesiyle başladı. Bu mahkemeyle ilgili haberleri, “ABD, Akıllı Tasarım’ı Tartışıyor” başlıklı yazıyla duyurmuştum.

Sayın Karasu, belli ki bu tartışmanın Darwinist kanadıyla aynı safta. Olabilir. Ama acaba neden? Görünen o ki, Karasu, “Pandalar ve İnsanlar” kitabına ve genel olarak Akıllı Tasarım teorisine karşı görüş bildiren Dr. Kevin Padian?dan ve diğer Darwinist biyologlardan etkilenmiş. Peki onlar ne demiş de Sayın Karasu’yu ikna etmişler?

Bu sorunun cevabını, Karasu’nun yazısının en sonundaki şu iki paragrafta buluyoruz:

Kitap [Pandalar ve İnsanlar] bütün canlı türlerinin bir seferde yaratıldığını, örneğin kuşların aynı bugünkü gibi kanatlı ve tüylü vaziyette dünyaya geldiğini iddia ediyor. Oysa kuşların etobur dinozorlardan türediğini gösteren fosiller mevcut.Memelilerle balıkların ve kuşların milyonlarca yıllık süreç içindeki evrimini kanıtlayan fosilleri kesinlikle görmezden geliyor ve balinaların kara memelilerinden türediğini gösteren kanıtların da bulunmadığını ileri sürüyor.

Karasu’nun özellikle de kuşların kökeni hakkındaki Darwinist argüman tarafından ikna edildiğini, “[Pandalar ve İnsanlar kitabında] ilk kuşların kanat ve tüyleriyle birlikte yaratıldığına varıncaya kadar yığınla yanıltıcı bilgi var” şeklindeki cümlesinden de anlıyoruz…

Peki acaba o bilgi gerçekten de yanıltıcı mı?…
Kuşların Kökeni ve İlk Kuş

Üstteki soruyu cevaplamak için yeryüzünde ortaya çıkmış bilinen en eski kuşa bakmak gerek elbette. Bu kuşun ismi, Archaeopteryx.

Peki bu kuş, “kanat ve tüyleriyle birlikte” mi var olmuş?

Archaeopteryx4.jpgElbette!… Archaeopteryx‘in 150 milyon yıllık fosilleri, bizlere canlının günümüz kuşlarından farksız bir kanat ve tüy yapısına sahip olduğunu gösteriyor. Archaeopteryx 19. yüzyılda ilk bulunduğunda kanatlarındaki pençe benzeri tırnaklar nedeniyle Darwinistler tarafından “ilkel kuş” veya “yarı sürüngen” ilan edilmişti, oysa türün keşfedilen yeni fosilleri ve bunlar üzerinde yapılan detaylı araştırmalar, canlının günümüz kuşları gibi asimetrik tüylere, onlar gibi uçuşa uygun içi boş kemiklere, aerodinamik bir kanat yapısına sahip olduğunu gösterdi. (Üstteki rekontrüksiyon resimde görüldüğü gibi.)

Bu nedenle ornitoloji (kuşbilimi) konusunda dünyanın önde gelen otoritelerinden biri olan Kansas Üniversitesi profesörü Alan Feduccia, Archaeopteryx‘in “ilkel kuş” olduğu yönündeki tezlerin geçerliliğini yitirdiğini 1999 basımı The Origin and Evolution of Birds (Kuşların Kökeni ve Evrimi) adlı kitabında belirtir. Feduccia, sadece Archaeopteryx hakkındaki efsaneleri değil, Sayın Karasu’nun çok ikna olduğu “kuşlar dinozorlardan evrimleşti” hikayesini de reddetmektedir. Bu konuda geçtiğimiz haftalarda yaptığı önemli açıklama, Science Daily sitesinde, “Scientists Say No Evidence Exists That Therapod Dinosaurs Evolved Into Birds” (Bilim Adamları Therapod Dinozorların Kuşlara Evrildiğini Gösteren Hiç Bir Kanıt Olmadığını Söylüyor) başlığıyla yayınlanmıştı. “Kuşların evrimi”ne inanan herkese, bu kaynağı incelemeyi şiddetle öneririm.
Atalarından Yaşlı Kuşlar?

Zaten “kuşların etobur dinozorlardan türediği” iddiası, kendi içinde çok büyük bir çelişki barındırıyor: Bilinen en eski kuş olan Archaeopteryx, 150 milyon yıl yaşında. “Kuşların atası” olarak ileri sürülen dinozor fosillerinin yaşı ise, 130 milyon yıl öncesinden geriye gitmiyor! Yani kuşlar, “ataları” olarak gösterilen dinozorlardan daha eskiler…

Peki Darwinistler böyle bir saçmalığı nasıl savunuyor?

Bunu savunmak için bir “yöntem” kullanıyorlar da, o sayede. İsmi “Cladistics”. Bu tartışmalı yöntemi savunanlar, bulunan fosillerin yaşlarının gözardı edilmesi, sadece eldeki fosillerin karakteristik özelliklerinin birbiri ile karşılaştırılması ve bu karşılaştırma sonucunda ortaya çıkan benzerliklere göre evrimsel soy ağaçları kurulması gerektiğine inanıyor.

Bu görüşü savunan Darwinist bir sitede, fosil yaşı Archaeopteryx‘ten çok daha genç olan Velociraptor‘un Archaeopteryx‘in atası sayılmasının neden “mantıklı” olduğu şöyle açıklanıyor:

Şimdi şunu sorabiliriz: Velociraptor nasıl olur da Archaeopteryx‘in atası olabilir, ondan sonra gelmiş olmasına rağmen? Çünkü fosil kayıtlarındaki boşluklardan dolayı, fosiller her zaman “tam vaktinde” ortaya çıkmazlar. Örneğin Geç Kratase devrine ait, Madagaskar’da bulunmuş Rahonavis adlı yeni bulunan bir fosil, kuşlarla Velociraptor gibi bir sürüngen arasında geçiş formu gibi durmaktadır, ama 60 milyon yıl geçtir. Ama hiç kimse bunun geç ortaya çıkışının kayıp halka olmasına engel teşkil ettiğini söylememektedir, çünkü çok uzun bir süre yaşamış olabilir. Bu gibi örnekler “hayalet bağlantılar” olarak adlandırılır; bu hayvanların daha önce de VAR OLDUKLARINI VARSAYIYORUZ.

Yani cladistics’i kabul etmek için, önce Darwinizm’i doğru varsaymak gerek. Dolayısıyla cladistics yoluyla yapılan fosil yorumlarının Darwinizm’e kanıt oluşturması mümkün değil.
Balıklar ve Balinalar

Sayın Karasu’yu etkilediği anlaşılan diğer evrimci tezler de çürük. “Balıkların evrimini kanıtlayan fosillerden” söz ediyor. Öyle bir şey yok ki… Bilinen en eski balıklar, Kambriyen devirde, ellinin üzerinde farklı “filum” (temel canlı kategorisi) ile birlikte aniden ortaya çıktılar. Daha ilkel atalarının bulunduğunu gösteren hiç bir kayıt yok.

Karasu’nun sandığının aksine “balinaların kara memelilerinden türediğini gösteren” fosiller de yok. Balinaların atası olarak Darwinistlerin kestirdikleri bir kara canlısı ? Pakicetus ? var, ama bu dört ayaklı kara memelisinin gerçekten de balinalara evrildiğini gösterecek ara formlar yok. Ara form olarak öne sürülen bir kaç tür üzerindeki yorumların spekülatif olduğunu, Jonathan Sarfati’nin “Whale evolution? başlıklı makalesinden okuyabilirsiniz.

Bu gibi bilimsel detayları tartışmaya devam edebiliriz. Ama bundan önce Darwinist tarafın, öfke ve hakaret dolu, buram buram dogmatizm kokan üslubu terk etmesi gerekiyor. Yoksa karşı tarafa peşinen “aptal ve cahil” diye hakaret ederken, kendilerini tam da o duruma düşürmeye devam edecekler
Etiketler :aptallık ve cehalet , evrim , pandalar
,.
20 Kasım 2008
19:05
Yorumlar :0
0 fav