| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Türkiyenin En Bilgi Verici Dini Sitesine hosgeldiniz,Dini Bilgiler ,dini makaleler // namazvebiz.bloggum.com

Dini konu ve ilahiler dini videolar ibretlik görüntüler,din,fıkıh,hadis,ibadet,ibretlik olaylar,ilmihal,islam,islam kent,islami site,islami sohbet,islamiyet,kuran,namaz,oruc,oruç,sünnet,tefsir,zekat

5 "hadis" etiketi kullanan gönderi "hadis" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar
 

HADİS – MANTIK ÇELİŞKİLERİ Hakkında bilgiler

Bu bölümden önceki bölümlerde verdiğimiz örnekler, Kuran’ın korunmuş, tutarlı, tamamlanmış, çelişkisiz ve dinin tek kaynağı olma vasıflarına sahip olduğunu; buna karşın hadislerin korunmadığını, tutarsız, çelişkili olduklarını ve sadece zan olan hadislerin dine kaynak olamayacaklarını, üstelik Kuran yeterli ve detaylı olduğu için buna gerek de olmadığını ortaya koymaktadır. Bundan sonraki bölümlerde vereceğimiz örneklerle bu tezi iyice ispatlayacağız. Bu bölümde ise hadislerin mantıkla çeliştiklerini göstermeye çalışacağız. Kuran’a göre insanlar sürekli akıllarını çalıştırmalı, gerek evrende, gerek kendi yaratılışlarında, gerekse Kuran’da Allah’ın delillerini görmelidirler. Akıllarını çalıştırmadan toplumdaki kelle sayısına, törelere, geleneklere, kabullere göre din oluşturanların, hatalı olduğunu Kuran’dan anlıyoruz. Kuran’a göre Allah’ın nimeti olan akıl, evrenle ve evreni, hayatı değerlendirmede rehberlik eden Allah’ın kitabıyla, mükemmel bir uyum içindedir. Bu uyumun bir parçası olan aklın dinle çeliştiğini söylemek, aklı bir kenara atıp dini anlamaya kalkmak, aklı çalıştırmada değil, aklı kullanmamada erdem aramak, dine akılsızca uygulamaları sokanların veya din düşmanlarının tezidir. Akıl dinle nasıl çelişir? Akıl Allah’ın bize hediyesi değil mi? Kuran defalarca bize aklınızı çalıştırın demiyor mu?

Allah pisliği akıllarını kullanmayanların üzerine yağdırır.

10- Yunus Suresi 100

Bu ayet İslâm adına dine sokulan pisliklerin sebebini de göstermektedir. Mantıkla çelişen yüzlerce hadisi kitabımıza sığdıramayacağımız için sadece on tane örnek hadis ile yetineceğiz. Bu hadisleri incelememiz, aklını kullanmayanların üzerine yağan pisliği anlamamızı daha iyi sağlayacaktır.

Anlattıklarımıza, geleneksel İslâmcılar her seferinde: “Bunlar Peygamber düşmanı, Peygamberimiz’in sözlerini inkar ediyorlar, Peygamberimiz’i kaale almıyorlar” sözleri ile iftira atmaktadırlar. Örnek verdiğimiz her hadiste şunu bir kez daha iyice düşünün: Bu hadisleri inkar, Peygamber’i iftiralardan kurtarmak mıdır, yoksa Peygamber’e iftira atmak mıdır? Hadisleri kabul Peygamber’e atılan iftiraları onaylamak ve kabul olmuyor mu? Hadisler dinin kaynağıdır diyenler bu iftiraların ortağı değil midir? Lütfen hadislerin Kuran’la, mantıkla ve kendi içlerindeki çelişkilerine dair bu bölümleri bir de bu soruları düşünerek okuyun.
 
 
 

Asr Suresi

 بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

 

 

 

وَالْعَصْرِ (1) اِنَّ اْلاِنْسَانَ لَفِي خُسْرٍ (2) اِلاَّ الَّذِينَ اَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ

 

 

 

وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ (3)

Ve’l asri inne  el insâne lefî    husrin  illâ  ellezîne âmenû  ve amilu essâlihati  ve tevâ savbil hakkı      ve tevâ  savbissabri:
       
               Rahman Rahim Allah’ın adıyla
        1 Asra andolsun;
        2 Gerçekten insan, ziyan içindedir.
        3 Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka
 
 
 

Kalk Kudüse Gidelim

 

"Kalk Kudüs'e gidelim..."

Bazı şehirleri özlemek, tek gözlü bir odaya toplaşıp, annenin yaptığı sıcak tarhana çorbasıyla ısınmayı özlemek gibidir.
O şehirlerin sokakları, annenin ellerine benzer.
Ağrıdan çatlayacak gibi duran alnını okşar durur gecenin bir yarısında.





 
Annelerin duası varsa, şehirlerin de duası vardır mırıldanıp durduğu.
Bu baş ağrılarım beni öldürecek biliyor musun?
Kalk Kudüs'e gidelim..
Allah şehrine gidelim. Allah bizi gözetsin, korusun, kollasın Kudüs hatırına. Kalbimizin ağrısı, başımızın ağrısı, ruhumuzun ağrısı hafiflesin şehre yaklaştıkça.
Tarhana çorbası içer gibi içimize çekelim, gökyüzünde yaratılıp yeryüzüne indirilen bu şehrin sokaklarını. Kudüs'ün bulutlarından tespih yapıp "subhanallah" çekelim.

Peygamber sükunetine erelim şehrin sokaklarında. Tur'a çıkalım.
Bağıralım boğazımızı yırtarcasına; "Rabbimiz biz de aşk ehliyiz bize de yüzünü göster!"
Tur Dağı paramparça olsun, kalbimiz paramparça olsun aşktan.
Kalk Kudüs'e gidelim..
Meryem sırtını o ağacın gövdesine yaslayıp, bir intifada doğursun. Alnında biriken terleri silelim.
Ellerinden sıkıca tutalım. Rabbimiz kuruyan ağacın dallarına meyveler versin.

Yahya peygamberin yanında büyüsün çocuklar.
Elleri taş tutacak yaşa gelsin. Kalpleri aşk tutacak yaşa.
Sokaklarına atalım kendimizi. Adımızı söyleyelim kontrol noktalarında.
Horlanalım, ezilelim, bekleyelim saatlerce. Vazgeçmeyelim inatla.

Kalk Kudüs'e gidelim..
Çöp bidonlarının arasında dolaşalım.
Bak şu küçük çocuk var ya vuracaklar onu! Hani babasının arkasında duran.
Başını babasının sırtına dayayan çocuk. İşte o!
Vuracaklar birazdan onu. Çöp bidonlarının arasında dolaşalım.
Endişe etme çocukların kalbine değen kurşunlar sekmezler hiçbir yere.

Mescide gidelim. Yıkılacaksa üzerimize yıkılsın boşver.
Sen elimi sıkı tut korkma. Mescide gidelim.
Bir bayram namazı kılalım şehirle birlikte. Zekeriya'nın yanında saf tutalım. Ve Musa'nın ve İsa'nın ve Yakup'un.
Bekle birazdan Ömer de gelir buralara. Şu beyaz sakallı adamı görüyor musun?
İşte onun tekerlekli sandalyesini itelim birlikte. Nereye gitmek isterse oraya.
Hayfa'dan aldığımız portakalları ikram edelim, o çok sever.

Birlikte Zeytindağı'na çıkalım şehre bakalım doya doya.
Kalk Kudüs'e gidelim sevgilim...
Allah bizi gözetsin, korusun, kollasın Kudüs hatırına.
Kalbimizin ağrısı, başımızın ağrısı, ruhumuzun ağrısı hafiflesin şehre yaklaştıkça...
 
 
 

İslamda Çocuklara İsim Vermek ve İslami Olmayan İsimlerin Değiştirilmesi

Önce çocuklara İslami isim koymak gerekir. Bu her anne-babanın çocuğuna karşı olan görevlerinden biridir. Ancak çocuğa İslami olmayan çirkin bir isim konmuş ise bu sonradan değiştirilebilir. İslam’a uygun olmayan isimleri Allah Resulü değiştirmiştir. Bu, sünnettir. Ancak, Peygamber Efendimiz Müslüman olanların eski adlarını değiştirmelerini, Müslüman olan Arap olmayan insanların da Arapça adlar almalarını emretmemişler verilecek adların manalarının güzel olmasını emir buyurmuşlardır. Bazı adları manaları kötü olduğu için, bazı çok güzel manaları olan adları da kullanırken olumsuz kullanıldığında kötü manaya geleceği veya sahibi üzerinde kötü tesir bırakacağı için değiştirmişlerdir.


Hz.Aişe (r.a) validemiz diyorki: “Allah Resulü İslam’a uygun olmayan, çirkin manalı isimleri muhakkak değiştirirdi.”

Müslüman, çocuğuna anlamsız taş, kaya, toprak gibi isimler veya gayr-i müslimlerin isimlerini vermemelidir. Eğer verdi ise mutlaka değiştirmeli, İslami bir isim koymalı ve bunu çevreye yaymalıdır. Çevresi kendisini o isimle çağırmalıdır.

Peygamberimizin (s.a.v) Değiştirdiği Bazı İsimler

  • Peygamberimiz hanımlarından ikisinin ilk isimlerini değiştirmiştir. Biri Cüveyriye, diğeri Zeynep binti Cahş annemizdir. Her ikisinin ilk isimleri “Berre” idi. ayrıca üvey kızının adı  da “Berre” iken onu “Zeynep” olarak değiştirmiştir. Berre manası temizleyicidir. Ancak ” O kendi nefsini temizler” diyerek kibir ve gurura sebep olmaması için değiştirmiştir. Zeynep, mücehverler değerli taşlar anlamındadır.
  • Hazn” (hüzünlü, kederli) ismini, “Sehl” (kolaylık, iyilik) ile.
  • Hz.Ömer’in kızının adı da isyancı anlamında “Asiye” idi, Allah Resulü onu  (asi isyan eden sad ile yazıldığında. Ancak sin ile yazılırsa hastabakıcı olur) “Cemile” ile,
  • Çorak arazi olduğu için, Afira” (otsuz, çorak) ismini, ,”Hadıra” (yeşillik, çimen) ile,
  • Peygamber Efendimiz, Yesar (kolaylık, bolluk), Rebah (menfaat, fayda), Eflah (kurtuluş, kurtuluşa eren), Necih (dileğine kavuşan) adlarının verilmesinide yasaklamıştır. Bu yasak bu isimlerin kötü hitaplara maruz kalmaması içindir.
  • Şihab‘ı (Şahap, alev, ateş parçası) Hişam ile,
  • Asram, Asi, Aziz, Atele (şiddet, sertlik), Şeytan, Hakem, GurAb (karga) HabbAb, isimlerini değiştirdi.
  • Harb‘i (savaş) Silm (barış) ile,
  • Muzdaci‘ı (yatan) Münbais (kalkan) ile,
  • Peygamberimiz,  bir yılan ismi olduğu için “Hubab” ismini, ateşten bir yalının ismi olduğu için, “Şihab” ismini, Allah’a mahsus olduğu için “Aziz” ismini değiştirmiştir.
Allah Resulü (s.a.v) Buyuruyor
  • Siz kıyamet günü isimleriniz ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız, öyle ise isimlerinizi güzel koyunuz.
  • Peygamberlerin isimleriyle isimlenin. Allah’ın çok sevdiği isimler Abdullah, AbdurrAhman’dır. İsimlerin güzeli de HAris ve HemmAm isimleridir. En çirkinleri de Harb ve Mürre isimleridir.
  • Kıyamet günü, Allah’ın en ziyade kızacağı en kötü kimse, adı Melikü’l-emlAk (ŞehinşAh) olan kimsedir. Allah’tan başka MAlik yoktur.
  • İsmimi isim olarak koyun, fakat künyemi kendinize künye yapmayın!
  • Kim benim ismimi almışsa, künyem ile künyelenmesin. Kim de künyem ile künyelenmişse, ismimle isimlenmesin.

Kaynak:
1) Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN
2) Ansiklopedik Çocuk İsimleri ve Hastalıkları, Ahmet Eğilmez, İpek Yayın
3) Kütüb-i Sitte

 
 
 

Allah seninleyken sen kiminleydin!

Allah seninleyken sen kiminleydin!


Bir gün Şeyh Ebu Hasan (r.aleyh), camide vaaz veriyordu. Evliyaullahtan Şibl-i Numani de caminin önünden geçerken onun vaaz ettiğini gördü.

O diyordu ki: "Kıyamet günü Allah cc insana şöyle soracaktır: "Sana ömür verdim, bu ömrü nerede sarf ettin? Bu gençliği, kuvveti sana verdim, nerede sarf ettin? Günah işleyerek mi, sevap isleyerek mi yoksa boş gezerek mi geçirdin? Sana mal verdim, bu malı nereden kazanıp nereye harcadın, ölümü duydun buna ne hazırlık yaptın?"

Şeyh Ebu Hasan'ın bu şekilde vaaz verdiğini duyan Şibli, ona şöyle dedi:"Ya Hasan! Allah'ın kullarını o kadar korkutma!" O: "Peki ne diyeyim ya Şibli?" deyince, dedi ki: "Sen onlara Allah seninle beraberken, sen kiminle beraberdin diye sor!"
__________________
__________________