Kuran-ı Kerim’in Bakara Suresi’nin 183,184,185 ve 187 numaralı dört
ayetinde oruçla ilgili tüm bilgiler verilir. Bu dört ayeti inceleyen
kişi oruçla ilgili bilmesi gereken her noktayı öğrenir. Bu ayetler
şöyledir:
183-Ey iman sahipleri! Oruç sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi, sizin de üzerinize yazıldı. Umulur ki sakınırsınız.
184-Sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta veya yolculukta olursa,
tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Zorlukla dayananlar,
Şdye olarak bir yoksulu doyurmalıdır. Kim gönülden bir hayır yaparsa,
bu da kendisi için hayırlıdır. Oruç tutmanız bilirseniz sizin için daha
hayırlıdır.
185-Ramazan ayı ki; insanları doğru yola ileten, apaçık ve ayırt
edici olan Kuran onda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu aya tanık
olursa, onda oruç tutsun. Hasta ya da yolculukta olanlar tutamadığı gün
sayısınca diğer günlerde. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk
istemez. Bu, sayıyı tamamlamanız, sizi doğru yola ilettiğinden dolayı
Allah’ı yüceltmeniz içindir. Umulur ki şükredersiniz.
187-Oruç gecesi kadınlara yaklaşmanız helal kılınmıştır. Onlar
sizin giysiniz, siz de onların giysilerisiniz. Allah sizin
benliklerinize yazık etmekte olduğunuzu bilmiş, tevbelerinizi kabul
edip, sizi bağışlamıştır. Artık onlara yaklaşın ve Allah’ın sizin için
yazdığı şeyi arayın. Tan yerinde beyaz iplikle siyah iplik ayırt
edilinceye kadar yiyin için, sonra da orucu geceye kadar tamamlayın...
2- Bakara Suresi 183, 184, 185, 187
Arka arkaya gelen bu dört ayetten orucu öğreniyoruz. Bu ayetleri
incelersek oruç hakkındaki tüm bilgiyi öğrenmiş oluruz. Bu ayetlerin de
ışığında orucu şöyle değerlendirebiliriz:
1- Oruç Kuran’ın emrettiği, üzerimize yazılmış bir farzdır.(2 Bakara Suresi 183)
2- Oruç Ramazan ayında tutulur.(2-Bakara Suresi 185) Ramazan Kuran’ın indirildiği aydır ve oruç bu ayın günlerinde tutulur.
Ramazan, Ay takviminin bir ayıdır. Ay’ın hareketlerine göre
belirlenir. Ay’ın görünmesiyle başlayan bu ayın başlangıcını astrolojik
hesaplarla aylar, hatta seneler önce bilebiliriz. Günümüzde bu ayın
başlangıcını takvimlerle çok önceden ve çok rahat bir biçimde
bildiğimiz için Ay’ı gözetlememize gerek kalmamıştır. Günümüzde Ay ve
Güneş tutulması gibi çok daha kritik gök olayları bile senelerce
önceden, hem de nereden en iyi gözlemlenebileceğiyle beraber
bilinmektedir. Bazıları “Biz takvimlere itibar etmeyiz, Ay’ı
gözetleriz, gök yüzünde Ay’ı gördüğümüz zaman, Ramazan ayı başlar”
demişlerdir. Üstelik Ay’ı ilk görene ödüller de vaat edilince, ne
hikmetse her sene takvimden bir gün önce Ay’ı gördüğünü iddia edenler
çıkmış ve Müslümanlar’ın kimi Ramazan ayına bir gün önceden
başlamışlardır. Son zamanlarda bu hatanın düzeltildiğini ve astronomiye
dayalı hesabın geç de olsa bazılarınca da kabullenildiğini görüp
seviniyoruz. Yoksa her sene Ay’ın görülmesinin mümkün olmadığı bir
gecede Ay’ı, ödül için bir gün önceden gördüğünü iddia eden birinin
çıkması yine devam edecekti. İnşallah artık bu komediye son verilir ve
bilimden yararlanmanın Allah’ın bir rahmeti olduğu anlaşılır.
3-Hastalık, ya da yolculuk sebebiyle oruç tutamayanlar
tutamadıkları günlerin sayısı kadar başka günlerde oruç
tutarlar.(2-Bakara Suresi 184) Buna karşılık orucunu kasten bozanın
arka arkaya 61 gün oruç tutması gerektiği uydurma hadis ve mezheplerin
bir izahıdır, Kuran’da böyle bir izah geçmez. Kuran’da, hacla ilgili
bazı eksikliklerde orucun Şdye olarak tutulması (2-Bakara Suresi 196),
yanlışlıkla ölüme sebebiyet verip, köle affetme cezasını yerine
getiremeyenlerin iki ay kesintisiz oruç tutması (4-Nisa Suresi 92),
yemin bozanların kefaret olarak oruç tutması (5-Maide Suresi 89), hacda
avlanma yasağını çiğneyenin kefaret olarak oruç tutması (5Maide Suresi
95), hanımlarını cahiliye adetlerinde olduğu gibi anası, kız kardeşi
gibi yakın akrabası ilan edip, boşanmaya kalkmanın cezası olan köle
azadını yerine getiremeyenlerin, kesintisiz iki ay oruç tutması geçer
(58-Mücadele Suresi 4). Görüldüğü gibi Kuran, bazı suçların cezasında
orucun, suçun dünyevi bir karşılığı olarak tutulmasını söyler. Tüm bu
detayları veren Allah, orucun kasten bozulmasının iki ay kesintisiz
oruç tutma gibi bir cezası olsaydı, bunu da açıklardı. Madem ki
açıklamamıştır; böyle bir ceza yoktur. Yukarıdaki suçları incelersek,
bu suçlardan kiminin oluşma ihtimali binde birden bile az bir
ihtimaldir. İnsan hayatında olma ihtimali bu kadar az olan şeyleri
açıklayan Allah’ın, kişilerin kasten oruç bozması gibi olma ihtimali
çok daha yüksek olan bir olayın özel bir cezası olması gerekseydi, bunu
açıklamamış olması hiç mümkün müdür?
4-Oruca zorlukla dayananlar bir yoksulu doyuracak kadar fidye
verirler.(2-Bakara Suresi 184) Bazı mezhepçiler “zorlukla dayanma”
ifadesini yaşlılık, iyileşmeyen hastalık gibi ifadelerle sınırlamaya
çalışmışlardır. Bu şekildeki yorumlar, Allah’ın ifadesini şahsi görüşle
sınırlamaya çalışmanın bir ürünüdür. Eğer gerekseydi Allah kendisi bu
sınırlamayı yapardı. Allah oruca zorlukla dayananların, bir yoksulu
doyuracak şekilde fidye vermelerini öngörmüş ve zorlukla dayanmaya bir
kayıt getirmemiştir. Herkes 2-Bakara Suresi 186. ayetinde belirtildiği
gibi Allah’ın bize yakın olduğunu unutmadan değerlendirmesini
yapacaktır. 2-Bakara Suresi 185. ayetin sonundaki oruç tutmanın bizim
için daha hayırlı olduğu göz önünde bulundurularak “zorlukla dayanma”
ifadesi değerlendirilir. Yoksulu doyurmak isteyenlerin, yoksulu neyle,
ne kadar, kaç öğün doyuracakları hususlarını belirlerken aynı ayetteki
“Gönülden hayır yapanın kendisi için hayırlı olacağı” ifadesini göz
önünde bulundurulmasında fayda vardır.
5-Orucun vakti tan yerinin ağarmasıyla başlar. Bu vakitte (tan
yerinde) siyah ipliğin beyaz iplikten ayrılması ifadesi açıklanırken;
tan yerinde beyazlığın, ufukta yatay uzanan bir ip gibi görülmesinden
dolayı, tan yeri ağarmasına ip dendiği söylenir. Ayrıca kimileri
Arapça’daki “hayt(ip)” kelimesinin mecazen renk anlamında
kullanıldığını söylerler. Bu açıklamalarla ve “sizce” ifadesiyle,
orucun başlangıç vaktinin tan yerinin hemen başı değil, aydınlık ve
karanlığın birbirinden seçilebildiği zaman olduğu söylenmiştir. Şimdiki
takvimlerde orucun başlangıcı tedbiren tan yerinin hemen başı olan ilk
ışık belirtileriyle başlamaktadır. Yani bu izahlara göre orucun
başlangıcında bir miktar daha esneklik olduğu düşünülebilir. Orucun
süresi geceye dek devam eder. Kuran’da günün gece ve gündüz diye iki
kısım olduğunu görüyoruz. Orucun bitiş zamanı gecenin başı yani
gündüzün sonudur.(2-Bakara Suresi 187)
6-Oruç gecesi kadınlara yaklaşabileceğimiz söylenir.(2-Bakara
Suresi 187) Yaklaşma kelimesi mecazi anlatımlı bir kelimedir. Kadın
erkek cinselliği için aynı şekilde Türkçe’de de “beraber olma” gibi
deyimler kullanılmakta, bu deyimle cinsel ilişki kastedilmektedir. Yine
2-Bakara Suresi 187. ayette orucun başlangıç vaktine kadar
yiyebileceğimiz ve içebileceğimiz söylenir. Böylece orucu oluşturan üç
unsur olan: 1- Yememe 2- İçmeme 3- Cinsel ilişkiye girmemenin, oruç
vaktinde yerine getirilmesi anlaşılır. Belirtilen zaman dilimi içinde
bu üçünün yapılmamasıyla oruç gerçekleşir. Orucun bitiş vakti olan
gecenin başlangıcından sonra bunlar serbesttir. Kan vermenin, kusmanın,
küfretmenin, kavga etmenin orucu bozduğu şeklindeki izahlar uydurmadır.
Orucu oluşturan unsurlar bellidir. Yeme, içme ve cinsel ilişki dışında
hiçbir şey orucu bozmaz.
Görüldüğü gibi Kuran’ın anlattığı oruç, Kuran’ın bu dört ayetinde
açıklanmıştır. Bu ayetler dışında oruçla ilgili izahlar gereksizdir.
Oruç adına ne anlaşılacaksa bu dört ayetten anlaşılmalıdır.